eros aşk tanrısı değil prezervatif markası bu bir.. buraya sıçıp batırmaya yazıp karalamaya geldim bu iki.. sonra ki rakamı sevmediğim için cevap vermiyorum.. haaa unutmadan adım EMRE.. Yalarım da en sevdiğim sözdür!!

Bir saat kıpırdadı.

Tam karıştırma saatleri bu saatler.

Tam kelimelerle kırıştırma saatleri..

İster istemez bi şarkı dinlersin kafanı karıştırırsın.. 

Çok karıştırırsın..Kuruyu suluya,suluyu kuruya

karıştırırsın ruhun karışır..Hayallerin arap saçına döner..

Sonra duyguların karışır nerenle seveceğini unutursun.

Karanlık mı gündüzler?

Bu gel gitler bi hayli hüzün sürer yüzünü kırıştırırsın.

30 yıl bir gün ediyor ve bir haftada 12 gün var. 

Ayları at torbaya,karışsın iyiden iyiye işler..

Kırpıştırma saatleri bunlar tütünü kırp iyice.

Hayal kat üstüne sonra sar beyaz bir bedene..

Güzelleşeceksen böyle güzelleş.. Zıvanası yok hayatın.

Sonra biri çıkmasın karşına hep yalnız kal hep güzel kal.

Karışmasın yine ortalık eşyaların sere serpe dursun mesela.

Dudakların sabit kalsın değil mi? Aptalca gülümseme biri çıkarsa.

Avuç içlerin de terlemesin.. Ne bileyim işte.

Kalbinde yerinde dursun ordan oraya zıplamasın.

Hırpalama ruhunu,fikrini..biri karşına çıktı diye.

Nasıl olsa gidecek..

Belki sonra geri gelecek..

Sen karıştırma kafanı.. Gördüğünde gittiği gibi olacaksın.

Bitti dediği gibi.. Bir an o duygular o hisler çöreklenecek başına.

Hiç değişmemişsin diyecek belki sana.

Sen de gittiğin gibisin de ona.

Sen de hiç gelmemiş gibisin.. sonra saçma bir çay teklifi gelebilir.

Sakın diyorum bak sakın.

Hesabı da ödersin sen şimdi orda.

Neden yoruluyoruz biz kendi içimizde?

Kim dağıtıyor bu kadar içimizi?

Dağıtırken mi toparlarken mi bu kadar yoruluyoruz?

Gel ama gittiğin gibi değil hiç gelmemiş gibi gel..

-Bok yeme otur oturduğun yerde. 

  -Kaç yaşına geldin hala götünü ben topluyorum..

    -Nasıl olsa bi hizmetçin var.. 

                                        Sevgiler hiç öldüremediğiniz. 

                                                                    -Umudunuz!

Kaç Kanatlıdır Zaman?

Kendi içimizde savaşlar ilan edildiğinden beri sürgünüz.Kendimizden kendimizi sandığımıza sürüldük.Kendimizi yalnızlık denilen tecrite attık. Ve kabuslar kitlendi birer birer üzerimize. Korkular sığındı kızıl şafaklara. Hafta da bir bira denilen anonsla çıktık çayırlara ve özgürlük bir adım da olsa yanaştı yamacımıza. Sonra sorumluluklar soktular gizlice içeri. Yastık altında saklandı ve tüm geceler boyu rahatsızlık verdi. Mahpusluğu hayat dilinde anlattılar. Kaç kanatlıdır ki bu zaman dışarıda olanlara? Ya da kaç kanadı kırılmıştır bu mahpusluğu yaşayanlara? Kaç silüet sığdırıldı dumanlara? Ya da kaç galaksi rehberidir bu sigara? Sanırım parmaklarım yine bozuk paralar gibi şıkırdayacak ceplerimde. Ve bir delik yürekten aşağı düşecek sesler. Ayaklar altına alınacak sevgi. İhtiyacı olanlar eğilecek ve kaldıracaklar yerden. Sonra bir katile teslim edilecek kurban,bir yenilgiye adanacak tüm zaferler ve bir dünyaya sığdırılacak tüm cennetler.

Kaç kanatlıdır zaman?

Kaç karat bu yalnızlık?

Kaç karanlık gece bir ömür?

Kaç,kurtul bu paradokstan.

Anlatamıyoruz

Bizim hayatımız böyle değildi.Yani ne bileyim rakı olmadan bulanıklaşmazdı.

Sekti bizim yalnızlığımız adamı çarpardı.Nitekim de öyle oldu çarpıldık.

Hiç böyle olmazdık biz aslında sonunda böyle de olduk. 

”Hayatımız sikildi be kamil..” 

Diyerek başlıyordu tüm tiradlar.köşe başı sahnelerinde..

Her gece dönülen çarşaflar sarmıştı bizi..

Aslında bizim hayatımız hiç böyle değildi..

Bir tek kelimelerimiz güzeldi..

Yazana bir faydası yok bu kelimelerin okuyana olduğu kadar..

Ne acım fiyakalı ne aşkım farklı seviştiğin adamlardan..

Aslında bizim hayatımız hiç olmadı..

Bir kaç nefes alışı yaşamak,bir kaç adımı vuslat,

bir kaç kalp atışını aşk ve sürekli gitmeleri ayrılık sandık.

Hala yerimizde sanıyoruz sanma ki takvimde ki yaprakları koparıyoruz..

Onlarda sonbaharlarımıza alıştılar kendileri sararıp dökülüyorlar..

Biz öldükçe yaşıyoruz yaşadıkça ölüyoruz.

En iyi yaptığımız işi yapıyoruz..

Balığa deniz,kuşa sema kendimize mezar oluyoruz.

Biz yaşayamıyoruz.

Ama bizim hayatımız hiç böyle değildi.

Anlatamıyoruz.

REPERTUARSIZ HAYAT ÜNLÜLERİ 3

Hayaller bir kürdan gibi kırıldığında ne kadar istersen de birleşmiyor kırıldıkları yerden..
Ve gerçekler bir kibrit gibi yandığında umarsızca dibine kadar yanıyor hiç bir şey kalmayana dek..
Sonra yangınlar çıkıyor beyninde hatıralar çaresizce çığlıklar atıyor evin ücra köşelerinde..
Kurtarılması gereken şeylere ne Tanrı yardım ediyor ne de kulları..
Yanıyor yanıyor.. Sanarsın alevler bile susuyor.. Su sıktıkça alev alıyor..
Dostların can hıraş mücadele ediyor..
Sonra aile ekipleri geliyor hatıralarını ceset torbalarına koyup götürüyorlar..
Sen hatıraların için evin dışında sinir krizleri geçirip,tırnaklarını kemiriyorsun..
Göz yaşların kaç renkte akıyorsa o kadar üzülüyorsun işte..
Sonra kan arıyorlar her hatıran için sevgi grubu aşk grubu dost grubu bir çok kan..
Yoğun yalnızlıktan çıkamıyor hatıraların ve afilli bir törenle bilinç altına gömülüyor..
Her yıl bir kaç kez düşünüyorsun onları.. Bir kaç renkte göz yaşı döküyorsun..
Sonra evini yeniden inşa ediyorlar tadilat için bir kaç yeni sevgili geliyor evine..
Yerlere en yenisinden seni seviyorumlar alıyorlar.. Ayak altında eskiyor seni seviyorumların..
Bir kaç yeni dost,yeni muhabbetler ve yeni bir hayat alıyorlar evine 102 ekran..
Umutlarını full HD izliyorsun.. İnançların bitkisel hayattan çıksın diye bekliyorsun..
Düşünü kurduğun geceler gelmiyor.. Her gün 3 öğün motive edici cümleler yiyorsun..
Bir kaç sakinleştirici psikolojik destek hapı.. 
Düşünsene gecelerini gündüze sarıyorsun..
Bağımlılık yapan yalanlardan artık günde 2 paketin üstünde içiyorsun..
Sonra düşünüyorsun.. 
”Keşke o aşkın altını açık bırakmasaydım!!” diye..

Şimdi Gitme

Şimdi gitme..
Boş ver şimdi yaşadıklarını gel anlat başından geçenleri..Aşklarımı anlatayım sana içimi yakıp dilimde kül olan aşklarımı..
Hiç söyleyemediğim söylersem kırılacak incinecek sandığım aşklarımı anlatayım..Sende bana hayatından söz et..
sevdiğin rengi söyle dinlenilesi şarkılardan bahset..Dedikodusunu yapalım hayatın..Kaderin arkasından atıp tutalım..
kimse kızmayacak sanalım..yok sayalım dünyayı..Dip olalım düşenleri izleyelim..Gök olup uçanları yakalayalım..
istemez misin geceni paylaşacak birisini? Patlatalım gözlerimizi ağlamaktan yaşlarla temizlensin makyajın.. Bugün gülmek zorunda değilsin..
Ben karanlığı anlatayım sen hüznü anlat.. ya da anlatma dinle.. Sıkılmadan anlatayım sana gerçeklerimi..Sanrılarımı..Hayallerimi.. 
sıkılınca sen başla konuşmaya ben fotoğraflarla gözyaşlarımı sileyim..Sigarayla bir nefes alayım..Şarkılar açayım fon müziğinde yaşayalım hayatı.. 
Gitme bu gece kal demek zorunda hissetmek istemiyorum.. Sen anlarsın umuyorum şarabımız daha var ve sen şimdi uyuyorsun.. 
Mumun ışığı masum yüzüne vuruyor.. Her nefeste bir mutluluk açıyor içimde.. Ben hala anlatıyorum sen görmüyorsun..
Ama duyuyorsun eminim elim saçlarını ayırıyor özlemden,hasretten,hüzünden saçların da ellerime huzurlar,mutluluklar masumiyetler sunuyor.. 
Nasıl yeşeriyor cümleler.. Bu gece gitmek için çok erken.. Kandırmayalım kendimizi.. Gece çok karanlık oldu.. 
Yelkovan ve akrep kadranın içinde bir düellodalar.. Şimdi gitme yanaklarında ellerim..
 
Şimdi gitme tam yüzüne bir mutluluk çizmek üzereyim.. 
 
Şimdi gitme özlemek istemiyorum seni.. 
Peki sabah olmadan gideceksen beni karanlığa göm..
Üstüme yıldızlar dik..
Öyküler hikayeler örtme üstüme..
Senden sonra çetin savaşlar başlayacak sen üstüme yalanlar ört..
Seni seviyorumlar ört..
Geri döneceğimler ört.. 
Seni bırakmayacağımlar ört..
Seni unutmayacağımlar ört..
Bu kadar örtündükten sonra nasıl üşürüm ki..
 
hadi git şarkı başladı.. 
 
Senkronu tutturamazsam gözyaşlarım yanlış notalara düşer..

Şehir Defteri

Sağnak şiirlere tutuldu şehrim.Harflerim ıslatıyordu gözlerini.Ve diş denilen mazgallardan usul usul süzüldü hecelerim.Ne zaman kalbim böyle çarpsa kalem denilen şimşek düşüyordu sokaklarına sonra çıkmaz satırlara saklanıyordu yalnızlık.Kelimeler bir kaç duyguyu evsiz bıraktı.Sonra baharlar yaşandı ardı ardına.Sende güzel durmadığını varsayarak sevgileri biçiyordun.bir kalp tomurcugunu ezdin topuklu gururunla.Sonra baharı kırk ikindiler serinletti yine sağnak şiirler rahat vermedi sana bu şehirde.Şıp sevdi bir insan gibiydi hislerin güneşi sevmediğini söyledin sıkıldın bu aşk sıcaklarından. Ve kapını çalacaktı ayrılık mevsimi çetin geçecekti kavgalar.Güneş başka bir dünyada başka bir şehri ısıtacaktı senin hiç sahip olamadığı nefesinle.


Bu şehrin tek sakini sendin sen ise güneşi kaybettin tek gecelik bir mevsim için.

Buralardan tuzak kalıp.. Uzak kurdum sizlere..

Ne kadar zamandır bekliyorum bu hasat gününü ne kadar harman kalmışız bu yalnızlığa.

Çıkar geceleri zuladan sar en incesinden en afilli rızlasına,yıldızları ayıkla parlayıp canımı sıkmasın.

Hadi yap şu paçavra mutluluklardan bir zıvana..

Yak şu el fenerini güneşle yıkılalım,yıkanalım bu hayatla..

Döndür gelsin bakalım prensesi sen de seversin bilirim herkes gibi..

Kokusu bir başkadır.. Başkadır herkesin sevgisi..

Çünkü başkalaşmıştır aşkın kendisi..

Anlat be oğlum dilini yutmadın ya dalmasın gözlerin daha..

Okyanuslarda hayal kovalıycaz..

Islat şu geceyi çabuk bitmesin daha çok mutluluk çıkar bundan..

Off amına koyim kafamı değiştirdi bu gece..

Sağlammış kanalı derdinin..

Şimdi gündüzü çağırıp açmayın kafamı..

Naptınız be oğlum daha ilk ömrümdü.

Ne zaman bitirdiniz geceyi..

Öldür prensesi kardeş ondan artık mutluluk çıkmaz bas üstüne hatıraların.

Sevtablasına bırak leşini ortada bırakmayın hoş görülerinizi.. toplayın gençliğinizi yatalım artık..

Çekin üstünüze ölümü sıkıca sarılın hayata..

Tanrım ışıkları söndürebilirsin kitabım bitti..

KANDIRMIŞ

Kandırdım seni! Kandırdım..üzülme diye.. 

Başkaları gibi olmayı dileme,hala kendin ol,hala duru ol diye.. 

Kandırdım.. Sırf üzülme diye.. Sırf deneme diye.. Ölme diye.. Kandırdım.. 

Şairin dediği gibi,karışma toplumsal gerçekliklere diye,hüznün gölgen olmasın diye.. 

Aynalarda benim kaybettiğim saflığı sende yitirme diye.. 

Kandırdım.. Korktum..sevdim.. Sevdikçe daha çok korktum.. 

Ağlayan biz değildik o kuytu köşede.. Ölen ben değildim,bir gece yarısı onsekiz dakikada.

Benim gözlerimdeki mutluluk son nefesini verirken,

seninki yaşasın ki bende ısınayım diye kandırdım.. 

Hayattan yoksun adamlara,kendinden bir parça katma diye kandırdım.. 

Umutsuz bir çabaydı.. Bir yol varsa eğer,ışığa yada karanlığa.. Sonu ne olursa olsun yürünmelidir.

Unuttum,aynı acıyı çekme diye Gitme! Dedim.. 

Çaldım duygunu, Unut! Dedim.. Tekrar sen ol diye,bu dehlize düşme diye kandırdım.. 

Bir anne nasıl koruyamazsa yavrusunu,bir aşkta öyle aklayamıyor kendisini.. 

Şimdi içimde çırpınan iki umutsuz kalp var.

Kendi acım,sonuna kadar benim olan düşüş.. Bir de Bir de senin mutsuzluğun.. 

Sorumluyum..sorunlu olduğum kadar sana.. Bu gece,bu soğuk köşede Vazgeçtim büyük olmaktan.. 

Düşüşüne seyirci kalmayı yeğliyorum artık.

Artık çok uzaklarda,bizim cesaret edemediğimizi çoktan gerçekleştirmiş bir adamın sözleri gibi.. 

‘Sönüp gitmektense,yanmak daha iyidir!’ Yanmanı bekliyorum duru.

Küllerinden yeniden yaratmak için seni.. Artık kandırmak yok.. Yan duru,sönme yan.. 

Yan ki kurtulalım bu kapanmayan yaradan.. 

Yan duru,düş.. Düş ki rüzgarımız fırtınaya dönsün,silsin içimizi..

(Kaynak: kagittankayiklar)

ayr-ılık

herkes ayrılıyor ve bazan bu ayrılıklar haddini aşıyor..bilmiyorum yani sadece yazmak için yazıyorum bunu..

okunma kaygım yok eleştirilme kaygım yok..en güzeli bu değil mi?

nerde kalmıştık ayrılık..çok afilli bir yazı yazabilirim ama sanırım olmayacak yani dozunu tutturamayıp

yine bir kaç kalbe bir kaç kişiye inceden dokunduracağım..yani istemesem de dokunacak çok uzun ve

iki ucu boklu değnek..ben bir ucundaysam sende bundan nasibi alacaksın..kaygılanma münasip yerine

dokunmam..ayrılık ayrılık ayrılık iki kişinin gönül bağı dediği olayın sona ermesi galiba..bilimsel 

açıklaması hakkında bir bilgim yok..çok cahilim kardeşim yani öyle böyle değil baya cahilim..

ayrılık üzerine şahsi fikirlerimi belirteyim o zaman ayrılık..askere giden askerin yüreğinde ki veda..

annenin gözünde ki yaş..babası ölen evladın içindeki sızı,boşluk..babanın sarıldığı kefen..dostu ölen

arkadaşın boktan ruh hali..ölenin hatıraları..babam öldü,dostum öldü,askere de uğurlandım sayılır,askerde

uğurladım.. işte ben ayrılık nedir diye yazabilecek bir adamım sanırım..bu kadar yazacaklarım bunlarda bir

ayrılık..bir de en başta söylediğim ve bilimsel açıklamasını bilmediğim ayrılık var onun hakkında herkes 

yalan yanlış eksik ve basit konuşuyor..yani cümle sonunda ki bir kelimenin yanlış ayırılması gibi bu şöyle oluyo-

rki bir önceki kelime nasılsa bu da işte öyle!! dil bilgisine,yazım kurallarına,türkçeye aykırı bir durum..

üst tarafta ki parçada daha fazla kelime kaldı belki de bu yüzdendir bu kadar acıması..altta kalan pek bir boş

bakıyor yani ondan birşey kalmamış..o zaten hazırmış gibi duruyor.. ama hazır olsaydı kelime olu-

yorki şeklide ayrılırdı ya da oluyor-ki şeklinde ayrılırdı..ne kadar boş konuşuyorum değil mi?

aslında birşeyler anlatıp bir şeyler yazmak çok istiyorum..kelimelerimin cümlelerde bu kadar başıboş

olması benim suçum..onları bir arada tutacak bir duygum yok olsa bile bir arada tutmaya gücüm yok

diyelim ki gücüm var o kadar bilgim yok.. yani 3 kusurlu hareketten 53 tane yaparak sarı kart alan

ve hala futbol oynamaya çalışan bacakları olmayan bir adam gibiyim..benim için her şey boktan

o kadar çok mızmızlanıyorum ki ayrılık diye başladığım yazıdan isyan diyerek ayrılıyorum..

ayrılıyorum demişken bu aşk dediğimiz sevgi dediğimiz olguya aykırı bi durum ayrılıklar olm-

uyor..yapamıyoruz biz doğru şekilde ayrılmayı.. doğru şekilde ayrılamadığımız için adları ayr-

ılık oluyor..sonrasında orospu çocuğu ve orospulardan geçilmiyor ortalık neden mi çünkü biz ayrıl-

amadık..olmadı yani sevmeyi bile doğru düzgün yapamamanın sonucu sanırım bu ya da ne bil-

iyim aşk denilen hoşlaşmanın yanlış anlaşılması sonucudur.. tamam bir dil gibi bir ders gibi bir yaz-

ım kuralı gibi öğrenemezsin sevgiyi aşkı ama işte biz tam öğrenemediğimiz için ayrılıklarımız da doğ-

ru şekilde olmuyor..doğru ayrılamıyoruz hep bir tarafta fazla kalıyor duygular bir tarafta eksik..hep bir tar-

af daha fazla seviyor diğeri sevmiyor biz böyle sanıyoruz..aşklar yarım yamalak sevgiler yalapşap ayrılıklar-

ımızda kuralına uygun olmuyor.. önce dilimizi öğrenelim sonuçta tüm insanlık bu ortak dili kullanıyor değ-

il mi? ben ayrılıktan o kadar bıktım ki bu yazıdan önce hiç bir yazımda satır yetmedi diye kelimeleri kendi 

içinde birbirinden ayırmadım..

uzun olduysa oldu..çok kısa kestiysem kestim.. belki anlamını kaybetti cümleler ama kelimelerimi ayırmadım..

kelimelerimi seviyorum ve gerçek bir sevgi bu..bu yüzden ayrılmıyor kelimelerim.. anladıysan üç kere parmak şıklat

sağ dizinden yüzünü kaldır ve o aptal gülümsemeyi sil suratından.. şurada ayrılık üstünden konuşuyoruz değil mi?